Evet, buradayım.
Doğduğumdan beri bu evdeyim, bu odadayım, benim küçük evim burası. Hayata buradan katılıyorum, buradan izliyorum, buradan seviniyorum, buradan üzülüyorum. Düşününce; şu koskoca dünyada bir noktayım belki. Ne nokta ama! İnsanın böyle düşününce cesareti falan kırılıyor, "ben kimim ki" diye başlayası geliyor cümleye. Ben kim miyim? Belki sana bir şey ifade etmiyor olabilirim ama aslında bu dünyadaki yokluğum herkesin hayatında bir boşluğa yol açardı. Her şey değişirdi. Sizin varlığınızın değiştirdiği hayatlar gibi.
Zaten hepimiz başkaları için yaşıyoruz, attığımız her adım bir hayat için. Attığımız her adımın bir amacı var. Değiştirmemiz gereken hayatlar, tanık olmamız ve etkilememiz gereken hayatlar var. Evet, o gün minibüsü kaçırıp yürümek zorunda kaldın çünkü oradan geçmen gerekiyordu. O mağazanın önünde durup biraz bakman, yolda o adama çarpıp sinirlenmen gerekiyordu. Ne garip değil mi? Biz doğmadan önce yazılmış senaryolara harfi harfine uyuyoruz. Bir oyuncu gibi. Ya da bir işçi. Kim bilir?
Tek bildiğim -hayır aslında bir çok şey biliyorum- -hey gerçekten biliyormuyum?- -belki de bilmiyorumdur- -her neyse-, tek bildiğim; bugün buradayım, bunları yazıyorum ve belki kimse okumayacak.
Ama ben yazdım değil mi!
Tanrım, yazmayı cidden seviyorum. Boş ya da dolu, ömrümün sonuna kadar sadece yazabilirim.
Hey, siz benim varlığımdan haberdar bile olmayan insanlar. Kendinize iyi bakın!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder